İnsanoğlu var oldu var olalı - ki bu da ortalama 200 yıla falan denk geliyordur - sosyal bir canlı olmuştur. Bu sosyallik insanoğlunun çekilmez yalnızlığına bir ilaçtır. Çünkü insan çok da yalnız kalmaması gereken bir şeydir. Tek başına bir ömür geçirmenin imkansız olması ta o zamanlardan beri belliydi yani. Yani şaşırmamak gerekir. Elektrik yok, bilgisayar yok, 8k 60fps ekranlar yok. İnsan kafayı yer amk.
Bu yüzden bazı insanlar ta o zamanlardan beri etkileme sanatı üzerine derün ilimler geliştirmişlerdir. Etkileme sanatı kişiden kişiye farklılık gösteren adeta poliformik bir fonksiyondur. Çünkü etkileyen insanların çeşitliliği kadar etkilenecek insanlar da milyon çeşit falandır.
İnsan bilimciler bu farklılığı 5'e ayırmıştır;
Hatta bazı rivayetlere göre bu insan bilimciler -ki çoğu matbaacılık mezunudur- insanların henüz bizim keşfedemediğimiz kriterleri olduğunu. Dolayısıyla insanlığı mutlak manada kategorize etmenin imkansız olduğunu savunmaktadır. Ama tabi ben şahsen oldukça yüksek ilimler ile donatıldığımdan dolayı bu insan bilimcilerin yazdığı malum eserleri pek de önemsemiyorum.
Peki şahsım olan ben bu eserde neye dikkat çekip de otoritenin kabul ettiği şeyleri bir kenara itiyorum?
Elbette bu gerçekleri dinlemek için buradasınız.
Şimdilik eğer etkilenecek şahıssanız bu yazı sizin üzerinde pek bir etki bırakmayacaktır. Ancak etkilemek isteyen siz iseniz o zaman kulaklarınızı baya açın.
Bir insan neden başka bir insanı etkilemek ister? Bir projeyi kabul ettirmek için mi? Zam alabilmek için mi? Bir şeyler satabilmek için mi? Bir cinsi latifi tuzağınıza düşürmek için mi?
Bunların her biri etkileme sanatını öğrenmeye birer sebep olarak sayılabilir. Hiçbiri sizde olmasa bile endişelenmeyin. Eninde sonunda sizin de birilerine veya bir şeyleri etkilemeye ihtiyacınız olacak. Merak etmeyin.
Sizi düşük aldığı notu yükseltmek adına bölüm başkanının odasında sergilediğiniz gösteriyı sıçıp batırdıktan sonra çaresizliğe düşen öğrencinin yalnızlığına bırakmayacağım.